İslama göre cenaze sahiplerinin birinci, üçüncü, yedinci veya kırkıncı gün gibi belirli günlerde yemek vermesi veya mevlit okutması yönünde bir dini zorunluluk ya da emir yoktur. İlk üç gün taziye yapılır ve bu günlerde Cenaze sahiplerinin acılı günlerinde borçlanarak veya büyük masraflara girerek toplu yemek vermesi mekruhtur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Cafer b. Ebi Talib şehit olduğunda "Cafer’in ailesi için yemek hazırlayın. Çünkü onların başına kendilerini meşgul edecek bir iş geldi" buyurmuştur. Cenaze evinin yemek telaşına girmesi veya gelenlerin orada ziyafet sofrasındaymış gibi ağırlanması sünnete aykırıdır.
Sünnete uygun olan; cenaze sahiplerinin yemek yapması değil, komşuların ve akrabaların cenaze evine yemek getirmesidir. Çünkü acılı aile kendi derdiyle meşgulken bir de gelen misafirlere yemek hazırlama telaşına düşürülmemelidir.
Eğer ölen kişinin geride bıraktığı mallar arasında yetimlerin veya rızası olmayan mirasçıların hakkı varsa, bu parayla cenaze yemeği verilmesi caiz değildir. Örf ve adetlerimiz güzeldir. Ancak Kur’an ve sünnete aykırı olan örf ve adetlerimizi kabul edemeyiz.
Vefat eden kişinin arkasından dua etmek, Kur'an okumak veya yoksulları doyurmak için belirli günleri beklemeye gerek yoktur. Maddi durumu iyi olan kişiler, cenaze telaşı bittikten sonra, herhangi bir günde gösterişten uzak bir şekilde fakirleri doyurabilir veya ihtiyaç sahiplerine sadaka verebilir.
Şehrimizde cenaze sahibi ailelerin toplu yemek verme adedinin kaldırılması, birçok ailenin maddi ve manevi olarak zorlanmasının önüne geçecektir ve bu İslam'ın tavsiyesidir.
Toplantıya İl Müftümüz Âdem Karadeniz’in başkanlığında Kent Konseyi Başkanı Yavuz Morkoç, Baro Başkanı Av. Murat Yolcu, Sivil Toplum Kuruluşları Temsicileri, Mahalle ve Köy Muhtarları, Ardahan Basın mensupları ile İmam-Hatipler katıldı.